AHMED
DAVUDOĞLU
682 –
689 NOLU HADİSLERİN ŞERHİ:
Hadisin bütün
rivayetleri hayzlı bir kadının i'tikafta bulunan kocasının başını taramak ve
yıkamak ona seccade vermek gibi hizmetlerinde bulunabileceğini ve hayızlı
kadının bedeni ile terinin temiz olduğunu göstermektedir.
İ'tikaf: Lugatta bir
yerde durmak; iyi veya kötü birşey için nefsini hapsetmek manalarına gelir.
Şeriat istilahmda ise; Allah'a ibadet niyeti ile nefsini mescidde hapsetmektir.
İ'tikafm sıfat ve ahkamı inşaallah i'tikaf bahsinde görülecektir. İ'tikafa
giren kimseye mu'tekif derler. Hadîsin bir rivayetinde zikri geçen mücavirden
murad da budur.
Hamre: Seccade demektir.
Nevevî'nin beyanına göre bundan murad yüzünün secde edeceği yere serilen hasır
veya kumaş parçasıdır. Hattabî'ye göre hamre yalnız başın secde edeceği yere
değil initfün vücüde kafi gelcek derecede büyük seccadedir. Ebu Davud 'un İbni
Abbas (R.A.)'dan rivayet ettiği bir hadis Hattabî 'nin kavlini te'yid eder.
Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem)'in insanın hacetinden başka hiçbir şey için eve girmemsinden
murad Zührî'nin beyanına göre büyük ve küçük abdest bozmaktır. Ulema bunların
i'tikaf hükmünden istisna edildiğinde müttefiktirler. Fakat hasta dolaşmak cuma
ve cenaze namazları gibi başka ihtiyaçlardan dolayı mutekifin mescidden çıkıp
çıkamayacağında ihtilaf etmişlerdir. Ashab-ı kiramdan bazıları ile diğer bir
takım ulemaya göre bu gibi ihtiyaçlardan dolayıda mescidden çıkabilir. Sevrî
ile İbnî Mübarek'in mezhebleri budur. Bazıları mu'tekifin kaza-i Hacetten başka
hiç bir sebeple mescidden çıkamıyacağına kaildirler. Tirmizî şöyle diyor:
«Ulema bir şehirde cuma kılınan cami bulunursa o camiden başka yerde İtikaf
yapılamıyacağını söylemişlerdir. Çünkü mu'tekifin bulunduğu mescidden çıkmasını
mekruh görürler. Cuma namazını terk etmesine ise cevaz vermezler...»
İmam Ahmed b. Hambel:
«Mu'tekif hasta dolaşamaz; cenaze arkasından gidemez, demiştir. İshak'a göre
ise i'tikafa girerken bu gibi şeyleri şart koşan onlar için mescidden
çıkabilir.
İ'tikafta bulunan
kimsenin ilim meclislerine iştirak edip edemiyeceği dahi ihtilaflıdır. İmam
Malik'e göre iştirak edemez, ve i'tikafla alakası olmayan hiç bir kurbette
bulunamaz. Namaz kılan nasıl başka ibadetleri meşgul olamazsa mu'tekifin halide
öyledir. Diğer ulemaya göre bu caiz hatta ilim meclislerine iştirak ederek
ilimle meşgul olmak müstahaptır. Çünkü tahsil-i ilim en makbul ibadetlerdendir.
Onlara göre mescidin şanına yakışan dikiş dikme gibi bir sanatla meşgul olmak
ve mubah olan şeyler hususunda cemaatla konuşmakta caizdir. İmam Malik'ten bir
rivayete göre mu'tekif mescidde kendi sanatı ile meşgul olursa i'tikafı batıl
olur. Hanefilerin «el-Bedayi» namındaki fıkıh kitabında: «Mu'tekif abdest
bozmaktan başka hiç bir ihtiyaç için gece veya gündüz mescidden çıkamaz yemek
içmek uyumak, hasta dolaşmak ve cenaze namazı kılmak içinde çıkamaz. Çıkarsa
i'tikafı bozulur. Bu hususta kasten çıkmakla unutarak çıkmak arasında fark
yoktur. Zorla çıkarılır. Veya mescid yıkılırda çıkar ve hemen başka bir mescide
girerse istihsanen i'tikafı bozulmaz» deniliyor. Bazıları mu'tekifin beş şeyden
dolayı mescidini değiştirebileceğini söylemişlerdir. Bunlar: Mescidin
yıkılması, mescidin cemaati dağılarak oraya kimsenin gelmez olması, hükümet
tarafından çıkarılması, zalim tarafından çıkarılması ve mütegallibenin canına
veya malına kastetmelerinden korkması halleridir.
İmam Şafiî'ye göre
kasten mescidden çıkmak i'tikafı bozarsada unutarak çıkmak bozmaz. Ona göre
yemek içmek için evine çıkmak dahi caizdir. Şafiî' imamlarından bazıları bunu
caiz görmemiş bu meselede Hanefilerle birleşmişlerdir. Bu rivayetler kadının
rızası ile ona başını yıkatmak; ekmek ve yemek yaptırmak gibi hususatın caiz
olduğuna da delildirler. Bu babta icma vardır. Fakat kadının rızası olmadan onu
bu gibi hizmetlerde kullanmak caiz değildir. Çünkü kadının vazifesi cima'
hususunda ona itaat ve evine kapanıp oturmaktan ibarettir.